Odak Sevgi’nin Yayın Anlayış ve İlkeleri

Sevgili Odak:Sevgi Katılımcı, izleyici ve İlgilenenleri,

Odak:Sevgi’nin herhangi bir “karşı ya da yana duruş”ta olmaması; aklının estiği, içinden geldiği, isteyenin istediği gibi konuşup, çizip, yazabildiği bir “paltform” olduğu anlamına gelmiyor.
Bu Platformda, isteyen, dileyen, nasıl içinden geliyorsa, öyle yazabilir, çizebilir ancak tek koşulla;
KİŞİSEL SÜRTÜŞME, DEDİKODU, SÖYLENTİ, AŞAĞILAMA, YERME, KÜÇÜMSEME, KÜÇÜK DÜŞÜRME, SÖVME, ÇATIŞMA EĞİLİMİ GÖSTERMEDİĞİ, İÇİNE GİRMEDİĞİ SÜRECE!...
“Ben-birey-kişiler”in, iç dünyalarında olup biten, birey bireye, bireyler arasında, kişisel olarak anlatımını bulan konuların ele alındığı, irdelendiği, sorgulandığı, çözüm girişimlerinin bulunmaya çalışıldığı alan, herkese açık olan bir paltform değildir, özellikle de, somut kişiler dile getirilerek…
“Ben-kişi-bireyler”in özel, bireysel dünyaları ve başkalarıyla olan ilişkilerinde karşılaştığı durumlar, yine o kişilerin gönüllülüğü ve istekliliği çerçevesinde, o bireyle bire bir, gizlilik hakkına uyularak, ya da konu birey ölçeğinden çıkarılarak(anonimleşitirlerek) herkesi ilgilendiren boyut ya da boyutlarıyla açık olarak çözümleme ve çözme temelli dile getirilebilir, “psikolojik danışma alanı”na taşınabilir.
Ancak hiçbir biçimde, kişisel sürtüşme, çatışma, aşağılama, yerme, küçümseme eğilimlerine yer verilemez…

Odak:Sevgi’nin yayınlarında, katılımlarda, görüş alışverişlerinde aşağıdaki yaklaşım ve ilkesel tutumlar göz önünde bulundurulmak zorunluluğu vardır;


• Odak:Sevgi; hiçbir konu, olgu, olay, oluş, şey ya da nesneye, önceden belirlenmiş, kalıplarla, önyargı, öninanç, belirli bir sav, sanı, katılaşmış tutumla yaklaşım içinde değildir.
• Hiçbir düşünce, inanç, yargı, yaklaşım, bakışaçısı, tutum ve davranışın, doğrudan, dolaylı karşısında ya da yanında yer alma eğilimi içinde değildir.
• Yaşamın gerçekliğinin ancak yaşanılan gerçekliğin içinde olunarak kavranabileceği düşüncesiyle, yaşama içsel bakışıyla yönelmektedir.
• Özgürleşmenin, özgür düşünceyle, özgür düşüncenin, önceden edinilmiş ya da dışarıdan dayatılmış, kendi dışından alınmış bir olgu olmadığı izlenimi içindedir.
• Gerçekliği kavrama ve bu kavrayışla varolan durumu dönüştürme, ancak insanın kendi özçabası, girişimi, deneyimleriyle mümkündür.
• Yaşamı kavrama-farketme-anlama ve bu doğrultuda dönüştürmenin kolektif(ortaklaşa, komünal), ama gönüllü-istekli birliktelik, ilişki-iletişim-etkieşimle gerçekleşebilirliği düşünülmektedir.
• Odak:Sevgi, tümüyle ve kesin olarak insan yaşamı ve ilişkilerinde “şiddet”i, şiddet içerikli, yüklü, göndermeli psişik şiddeti geçerli saymaz, sayfalarında bu ve benzeri eğilimlere yer vermez.
• Yaşamda en zor, ama mümkün olan sevgi ve barış kaynaklı “ilişki-iletişim-etkileşim”i temel alır.
• Hiçbir insana dostluk-düşmanlık çerçevesinde bakmaz. İnsanların köken, kimlik, kişilik, kişisel özelliklerini; yokedilmesi gerekli durum ya da durumlar olarak görmez. Birey, toplumsal grup, toplum ve tüm insanlığın zihniyetinin kavranarak dönüşmesi girişimine katılır.
• Hiçbir yer, zaman, ortam ve koşulda, yarışmacı değildir, tam tersine paylaşımcı ve birliktelikçidir.
• Gerçekliği fark etme ve dönüştürmede, başkalarına öykünme, benzeme, uyma, onların içinde erime, başkalarının ya da kendi dediklerini yineleme, ezberci, aktarmacı vb. eğilimler içinde değildir.
• Odak:Sevgi, sevgide odaklanan güçtür. Severek; mümkün olmayanın, mümkün kılınabileceği izlenimi içindedir.
• Sevgi, sevgi özlü yaşam, dünyadaki topyekun devrimin temel dinamik gücüdür.
• Sevgi olmadıkça kolektif bilinç, yaratıcı bilgilenme, barış, yaratım, özgürleşme ve mutluluk asla gerçekleşemez.
• SEVGİ; TÜMÜYLE SONSUZCA YAŞAMIN VAROLUŞ KAYNAĞIDIR.
• İçinde yaşanılan ortam ve koşullarda yaşamın sürdürülmesi zorunluluğu, yaşamanın gerekliliği dikkatle gözöünde tutulmaktadır.
• Gelişmenin zorunlu kıldığı aşamaya gelininceye değin, Odak:Sevgi web sitesinin sorumluluğu kaçınılmaz olarak kişisel olarak üzerimizdedir.
• Sitenin yayınını mümkün kılan mali boyutu ise, kimseden herhangi bir istemde bulunulmadan sorumluluk üstlenmiş bulunan Tülün ve Mustafa Ulusoy’un kişisel tasarruflarıyla karşılanmaktadır.
• Elbette, böylesi bir yükün ortaya çıkardığı sorun ya da sorunlar, ortak yaşamsal birliktelik içinde olduğunu düşünenlerce irdelenmek zorundadır, ama yükün taşınması gibi zorunluluk yoktur. Daha doğrusu hiçbir konuda hiçbir zorunluluk yoktur.

Sevgili insan;

Odak:Sevgi’de, herhangi bir gerçekliğin saptaması ya da savunulması söz konusu değildir… yalnızca yaşama yaklaşımlar, bakışlar, dalışlar var “anlık”… çünkü gerçeklik, hiçbir durumda ve anda olduğu gibi değildir, bir an sonraki durumda… ancak, bu böyle diye, gerçekliği düşünmemezlik edemeyiz… ayrıca, Odak:Sevgi, yaşanılan gerçekliğin tüm oluş, olay, olgu, nesne ve süreçleriyle, yalnızca bir kişi, grup ya da güçce kavranılabileceği ve yaşamın bu doğrultuda dönüştürülebileceği izlenimi içinde değildir…
Bu eylem, etkinlik, fiil; tam ve kesin olarak, kolektif(komünal-ortaklaşa) bir devinimle mümkündür, böyle de olmaktadır… ama, bir birey, güç ya da toplum, kendi özgürleşen düşüncesiyle kavrayacak ve katılacaktır bu gerçekliğe…
Dünya vatandaşlığı, evrensel kardeşlik, özgürlük, barış ve mutluluk içinde yaşam da ancak böyle oluşabilecektir…
Biz, bize dayatılan, anlatılan, inanmamız istenilen ya da zorlanan, hiçbir düşüncenin izleyicisi olamayız…
Nasıl, ne tür, neden, nereden olursa olsun dayatılan, önümüze sürülen, içsel olarak kavramadığımız, farkına varmadığımız, yaşam “praxis”imizde deneyimleyemediğimiz, geçerliliği ve güvenirliğini saptayamadığımız herhangi bir düşünce, inanç ya da benzeri “paket”i, ne denli güzel paketlenmiş, süslenmiş, hatta içindeki ne denli tatlı olursa olsun, içimize sindiremeyiz…
Odak:Sevgi; bir şeyin karşısında ya da yana olmanın diyalektiğini derinliğine sorgulamaktadır… hem de öyle kuramsal vb. değil… doğrudan dünya, ülke ve bizim yaşadığımız deneyimlerin ışığında…
Odak:Sevgi; hiçbir biçimde, kimseyi, herhangi bir şeye inandırma, ikna etme girişimi içinde değildir… bu bir özgürce paylaşımdır… biz, dünyada en zor olanı gerçekleştirme gibi inanılmaz bir tutum içindeyiz;
Gerçekliğin kolektif farkındalığıyla
Sevginin yeniden toplumsallaşması ortamında oluşan “olduğun yerde devrim” yani sende ve yaşamın tümünde birden…
Senden dileğim; aceleci olmaman… elbette çıkış noktan, çekincelerin oalacak… ama Odak:Sevgi’yi öncelikle dikkatli bir biçimde irdelemelisin… bunu yaparken de, belirli kalıpları, önbelirlemeleri, geçici de olsa bir kenara bırakabilmelisin…
Yaşam, insan, doğa; hiç de algısal-kavramsal düşüncemizde “belirdiği” ya da “imgeleştirdiğimiz” gibi, basit olgu değil… kompleks, karmaşık, kaotik, sonsuzca tümsellik halinde…
Sevgili arkadaşım; kavrayış ve bakışının daha da derinleşmesi dileğiyle, kutluyorum seni… sevgilerimle!...

--------------------------------------------------------------------------------

BİLGİ ve DİKKATİNİZE!...

NOT: Sitemizde yayınlanan tüm yazı-şiir-fotoğraf vb. dökümanların içeriği ile ilgili sorumluluğu yazarına ve dökümanı bize ulaştıran kişiye aiittir. Her hakkı saklıdır. Sitemizde başka kaynaklardan edinilen bilgiler, kaynak gösterilerek yayınlanır.

*   *   *   *   *   Kopya hakkı Odak:Sevgi ve yazarına aittir(2003-2016 Odak:Sevgi)   |   Site Teknik Sorumlusu Tülün Ulusoy   *   *   *   *   *